Biliyordum… Charlie Brown’un, aslında biraz Charles Schulz demek olduğunu… Hatta ‘biraz’ sanmak safdillikmiş; Charlie Brown’da neredeyse tamamen kendini anlatıyormuş meğer Schulz. Peanuts’taki pek çok karakterde, hayatından birilerinin izleri varmış. Hiçbir iz olmayanından bile, en azından ad ya da soyad yadigar. Başlamamla bitirmemin bir olduğu Sparky’den öğrendim bunları! Çocuk kitapları ve dergileriyle haşır neşir olmuş bir editör ve başucundan çocuk kitabı eksik etmeyen biri olarak, soluksuz okudum. Her zaman okunası kitaplar yayımlayan ve kitapları kadar defterleriyle de gönlüme taht kuran Chronicle Books, beni yine şaşırtmadı. Lafı uzatmak yersiz; Charles Schulz’u kısa ve öz cümlelerle anlatmak icap eder. Dünyanın en basit çizgileriyle bu kadar derin mesajlar vermek, bir de üstüne kahkaha attırmak zor iş. Hem de, gözümüze didaktizmin o koca parmaklarını sokmadan…

sparky_final 2ND REV_cover 1_11_2010.fs

Schulz’a Sparky adını amcası takmış. 1919’dan itibaren ABD’de çeşitli gazetelerde yayımlanmaya başlayan bant karikatür Barney Google’da, hiç umulmadık şekilde bir yarışı kazanan atın adıymış bu. Bir gün, hiç umulmadık şekilde dünyanın en ünlü çizerlerinden biri olacak Schulz için daha uygun bir lakap olamaz! Lise son sınıftayken, yeteneğini çoktan fark eden annesi ve babasının onu resim okuluna göndermesi, Schulz için kırılma noktası olmuş. Her başarı hikayesinde olduğu gibi, onun hikayesinde de başarısızlıklar dönemi ve uzun bir bekleyiş var. Sayısız dergi ve gazeteye gönderdiği çizimlerle ilgili cevap alamama, yerel ve küçük başarılar, hayal kırıklıkları… Ve yine her başarı hikayesinde olduğu gibi, aniden dönen şans ve önlenemeyen yükseliş! En büyük hayallerinden Saturday Evening Post’ta bant karikatürlerinin yayımlanması, defalarca gönderdiği çizimlerden sonra gerçek olur. Ancak o bununla da yetinmez, hayatının en büyük adımlarından birini New York’a, United Feature Syndicate’le görüşmeye gitmek için atar. Yaptığı beş yıllık sözleşmeyle artık gerçek bir karikatürist olur. Memnun olmadığı tek şey, çizdiği bant karikatürün adıdır: Peanuts! Hiç içine sinmemekle birlikte, mecburen kabul etmek zorunda kalır. Çocuk görünümlü olsalar da, ne büyük ne çocuk kategorisine sokulabilen Peanuts karakterleri, bugüne kadar okuduklarından farklı bir çizgiyle tanışan ABD için şaşırtıcıdır! Düşünceli, kaygılı, kırılgan ve çoğunlukla sinirlidirler… Tıpkı, Peanuts’la eşzamanlı Eisenhower dönemini yaşayan Amerikalılar gibi! Peanuts, Ekim 1950 itibariyle, Washington Post da dahil olmak üzere sekiz gazetede birden yayımlanmaya başlar. Schulz, ortalama kazancın 350 dolar olduğu bir dönemde artık 2500 dolar kazanmaktadır.

Schulz’un özel hayatı, evlilikleri ve çocuklarıyla ilgili bilgiler de edindiğimiz kitapta en çok satır aralarında gizli trivia’lar leziz. Mesela Snoopy adı kimin vasiyeti, Spike kimin köpeği, Schulz bir Brahms hayranı olsa da Schroeder neden piyanoda hep Beethoven çalıyor?

1922 doğumlu Charles Schulz, 12 Şubat 2000’de uykusunda ölmüş. Kitabı okuyup bitirdiğim gece uyumaya hazırlanırken telefonumdaki takvimin 12 Şubat’ı gösterdiğini fark ettim. Yaklaşık 20 yıl önce, rüyamda terk edilmiş Şirinler köyünü gezdiğimi gördüğüm gecenin sabahında, çizer Pierre Culliford’un öldüğünü öğrenmiş, kimselere söyleyememiş, içten içe şok geçirmiştim. 12 Şubat da, Sparky’nin küçük bir şakası olsa gerek…

Sparky: The Life and Art of Charles Schulz / Chronicle Books

Beverly Gherman

128 Sayfa

(Bu yazı XOXO the Mag’in Mart 2012 sayısında yayımlanmıştır.) XOXO