Egoist Okur’un yaratıcısı sevgili Gülenay Börekçi’nin, 2014’te benimle yaptığı minik bir röportajı sizinle de paylaşmak istedim. Ne okuyorum, masamın üzerinde neler var, bir bakın siz de… Gerçi aradan geçen zamanla kitapların bir kısmı da değişti ama, olsun. Yazı eskimez.

“Hiç kitap çalmadım ama ödünç aldığım bazı kitaplara el koyduğum doğrudur”

Çocukken neler okuyordun? En sevdiğin kitaplar hangileriydi? O zamanlar senden kaçırılan kitaplar var mıydı? Gizli gizli neler okurdun?

Çocukluğum, benden 10 yaş büyük abimden kalan kitapları okumakla geçti diyebilirim. Hepsine gözü gibi bakmış. Bunlar, Cem Yayınevi’nin Arkadaş Kitaplar dizisindeki hemen hemen tüm kitaplardan oluşuyordu diyebilirim. Erdal Öz’ün oluşturduğu ve daha sonra neredeyse tamamı Can Yayınları’nda yayımlanan kitaplar yani… Hâlâ kitaplığımdalar. Bunlara ek olarak Milliyet Yayınları’nın klasiklerini de okudum. Benden kaçırılan kitap hiç olmadı. Hepsini de kurcalardım. Kitap dışında yine abimin etkisiyle Gırgır, Fırt gibi birçok mizah dergisini de okur ve çok eğlenirdim.

Kitapla ilgili kötü alışkanlıkların oldu mu? Mesela hiç kitap çaldın mı? Veya ödünç aldığın bir kitaba el koydun mu?

Kitapçıdan hiç kitap çalmadım ama kuzenimin kitaplığından çaldım. Yıllar sonra itiraf ettiğimde ise anladığını söylemişti. Ferhan Şensoy’un Kazancı Yokuşu’nun ilk baskısıydı kitap. Ferhan Şensoy tarafından bir imza gününde, şu an adını hatırlamadığım bi kadına imzalanmış, kuzenim de sahaftan almış. Ayrıca ödünç aldığım bazı kitaplara el koyduğum doğrudur.

Bir insan okumayı ne kadar severse sevsin, nihai seçimini en baştan yapmaz, farklı ve değişik şeyler okur, arada “yaramaz” seçimler yapar. Senin de bu tür ara dönemlerin oldu mu? O ara dönemler şimdi de sürüyor mu? Mesela sizin işyerinde fotoroman defterleri görmüştüm ve çok hoşuma gitmişti. Böyle şeyler oldu mu?

Yaramaz seçimlerim pek olmadı sanırım. Ama o fotoroman defterleri, halen ortağı ve içerik yöneticisi olarak çalıştığım Dakni Productions olarak biz yapmıştık Doritos’a. Ve basından 500 kişiye gönderilmişti Sevgililer Günü hediyesi olarak.

Ben pek beğenmiştim o defterleri. Peki okumak için tercih ettiğin özel bir saat ve yer var mı? Bizimle ideal okuma deneyimini paylaşır mısın?

Eskiden uyumadan önce yatakta kitap okumayı çok severdim. Ama artık, öğleden sonra veya akşam üzeri, mümkünse evde yalnızken kitap okumayı çok seviyorum. Bir de metroya binme ihtimaline karşı, boş boş etrafa bakmaktan hiç hoşlanmadığım için mutlaka yanımda kitap bulunduruyorum.

“En çok çocuk kitaplarını okuyorum”

Şimdi ne tür kitapları seviyor, okuyorsun?

İlgi alanım ve işim gereği, en çok çocuk kitabı okuyorum aslında. O kadar ki, arkadaşlarım ne zaman ne okuduğumu sorsa sürekli çocuk kitabı adı verdiğim için artık endişe ediyor olabilirler. Çocuk kitabı dışında, hayvanlarla ilgili bilimsel kitaplar okumayı çok seviyorum. Bunun dışında kısa öykü, biyografi, araştırma ve psikoloji kitapları okuyorum.

Kütüphanenin bir haritasını çizmeni istesem neler anlatırsın? Okumayı en az senin kadar seven biri kütüphaneni görse ne hazinelerle karşılaşır? Orada bizi şaşırtacak, senden beklemeyeceğimiz ne bulurduk?

Bu kadar çocuk kitabını nereden buldun diye soranları düşününce, sanırım sadece Türkçe değil farklı dillerde çocuk kitabı toplayan biri olarak yine bu açıdan şaşırtırdım.

Sehpanın, masanın üstünde hangi kitaplar duruyor şu an?

9780810996014

Sehpamın üzerinde her zaman duranlar:

Hitchcock: Piece by Piece, Laurent Bouzereau

The Beatles Anthology, The Beatles

Pixel World, Francis Lam

Alan Moore, Storyteller – Gary Spencer Millidge

Masamın üzerinde şu sıralar duranlar:

Diktatör, Ulf Stark

Benim Annem Bir Goril, Frida Nilsson

Çaresizlik Kuyusu, Lydia Millet

Postayla Gelen Deniz Kabuğu, Behiç Ak

Kitapçının raflarında gördüğün zaman seni hangi kitaplar heyecanlandırıyor?

Lütfen gülme ama yeni çıkan çocuk kitapları.

“Bilge Karasu Avrupa’da yaşasaydı, dünya çapında bir yazar olurdu”

Asla almam dediğin kitaplar var mı? Ne tarz kitapları ya da yazarları hiç okumazsın?

Çok saçma gelebilir ama hayatımın hiçbir döneminde çok satan kitapları okumadım, okuyamadım. Bu kötü oldukları anlamına gelmiyor elbette. Nedense bunu hiç aşamadım. Birkaç kez takıntımı yenip almaya kalktım ve kötü tercihler için yaptığım için olsa gerek, sonuçtan memnun kalmadım. O yüzden, bundan sonra da sanırım okumamaya devam edeceğim.

Hakkı yenmiş kitaplar dendiğinde aklına hangileri geliyor?

Üniversitedeyken bir hocamız, ‘Bugün Bilge Karasu Avrupa’da yaşasaydı, dünya çapında bir yazar olurdu’ demişti. Ne yazık ki Bilge Karasu’nun, ki kendisi de hocamdı, Türkiye’de hak ettiği üne ve değere kavuşamadığını düşünüyorum. Hakkı yenmiş denildiğinde aklıma ister istemez Simenon’un kitapları da geliyor mesela ve Tahsin Yücel’in şahane çevirileri. Kaç kişi biliyor Simenon’u? Tek kelimeyle muhteşem bir yazar ve muhteşem kitapları var. Bu kadar üretken bir yazarın daha ünlü olması gerekmez miydi?

Yangında ilk kurtarılacaklar

Bir de senden on kitaplık bir tavsiye listesi istiyorum. “Bana sadece bunlar yeter” dediklerin… Yangında ilk kurtarılacaklar…

Aslında ‘En’ listesi yapmayı sevmem. Sorulduğu anda da cevap veremem. Ama şimdi düşününce ilk aklıma gelen kitapları sayıyorum. Demek en kıymetlilerim bunlarmış!

url

The Raven, Edgar Allan Poe

Lolita, Nabokov

Beni Asla Bırakma, Kazuo Ishiguro

Kürk Mantolu Madonna, Sabahattin Ali

Paranın Cinleri, Murathan Mungan

Dorian Gray’in Portresi, Oscar Wilde

Hitchcock, François Truffaut

The Cat in the Hat, Dr. Seuss

Matilda, Roald Dahl

Octopus’s Garden, Ringo Starr

12 Ekim 2014, Egoist Okur